Günaydın

Bir insanın içinde bulunduğu günde başına güzel şeyler gelebileceğini bilmesi kadar hiç bir şey onu mutlu edemez. Evet, bu cümleyi de kuran kişi benim. Önemli olan diyerek devam edeyim, sizin günü nasıl algıladığınız. Benim için bu çok zor diyorsan bir de beni dinle.

Sabahın yedisinde burda bunları yazdığım yetmiyormuş gibi bir sürü iş de beni beklemekte. Birazdan kahve eşliğinde yazdığım yazı kahvemin bitmesi ile son bulduğunda, ben de bankaya doğru yol alacağım. Sabahın yedisinde ne bankası? Kredi kartları borçları. Evet borcum borç, o kadar da dedim elime toplu para geçince ödeyeceğim diye ama dinlemediler, yarın getiriyorsun o parayı diye aradılar bir de. Neyse, keşke sabaha koşusunu bugün kaçırmasaydım. Artık spor salonunda koşarım ben de n’apalım.

Ondan sonra her ayın sevgilisi muhteşem şişkin faturalarımız bizi ödenmek için bekliyorlar. Kendilerine teşekkürler ediyoruz, bizi yalnız bırakmıyorlar. Bir zamanlar en nefret ettiğim şeyler diye bir liste yapmıştım, listenin başında boşu boşuna beklemek ve amaçsızca ayakta dikilmek vardı. Fatura öderken de bu iki madde iç içe giriyor. Bu kesinlikle benim kabusum.. Ama Allah’tan hiç kuyruk nedir bilmeyen, bom boş bir fatura ödeme noktası buldum. İki dakika içinde tüm faturalarımı ödeyebiliyorum. Bir de anneme kredi kartı çıkardık, ona da otomatik ödeme vereceğim, faturalardan kurtuluyorum yaşasın.

Bunlar tabi henüz saat oniki olmadan bitecek şeyler, ondan sonra spor yapmaya çıkacağım, kendimi de hiç iyi hissetmiyorum ne yapsam? Şurdan bir yerden Rage against the machine falan bir şeyler bulup dinlersem gereken enerjiyi sağlarım sanırım. O hell yeaah… Cidden müziğin ruha inanılmaz bir etkisi var. Sanki bilmiyorsunuz da ilk ben söylüyorum sanıyorum ben de ama işin aslı öyle değil. Bilimsel olarak da kanıtlanmıştır ki güne başlarken ne dinlersen bilinçaltında uyanan o duygular ile günü o şekilde geçirmeniz olası. Benden söylemesi. Sonra neden bütün gün terkedilmiş gibi hissediyorum diye bana gelmeyin. Enerjik şeyler dinleyin enerjik olun, adamı da hasta etmeyin.

Neyse, (neyse?) Spordan sonra halim kalır mı bilmiyorum, ama kalması lazım. Okula gideceğim. Küçük parktan kavşağa yürümesi bile neredeyse yirmi dakika sürüyor, spor yapmadan bile yürümeyi göze alabileceğiniz bir mesafe değil yani. Lakin benim spor yaptıktan sonra yürümem gerekiyor. Allah’tan diyorum, çıkışta taze portakal suyu beni bekliyor yoksa nasıl yürürüm? Portakal suyu bütün gün için gereken enerjiyi size sağlayan bir içecek. Redbull’un aksine tamamen doğal oluşu da tüm yan etkileri sıfırlıyor. Tavsiye ederim.

Okula gidişin en güzel tarafı otostopta beklemek tabi ki. Normalde beklemekten nefret eden ben şu otostop geyiklerine beş sene oldu doyamamdım. Zaten geyik yapmazsan o gün nasıl geçer ki? Olumlu bakış açısı buradan kastım elbette Polyannacılık oynamak değil ama en azından hayatın en basitinden en kapsamlı zorluk derecelerine kadar olan tüm alanlarında (haydi bakalım anla şimdi bu cümleyi), hayatın kendisiyle tiye geçebilmektir. (ti’ye? valla nasıl yazılıyor bilmiyorum) Tiden geçip U’ya ulaşabilmektir hatta. (I ıh hiç yakışmadı.)

Çok mutluyuz, enerjikiz, acayip havamızdayız şimdi ne yapacağız, deli gibi oradan oraya koşturacak mıyız? Hayır, kendinizi hırpalamayın, yapabileceğiniz kadarını yapın, geri kalanı ertesi güne bırakın. Mesela ben şimdi okuldan dönünce küçük parkta bir çay içeceğim, arkadaşımla dedikodu yapacağım sonra da artık saat kaç olur bilemem eve döndüm mü de bir tarafımı devirip yatacağım. Yatmadan önce de dişlerimi fırçalayacağım. Bu gün de herşeyi bildim diye mutlu uyuyacağım.

Hayatta kalın. Öptüm.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s