Ben Yaptım Siz Yapmayın

Hayatı ertelemeyin. Hayat ertelenecek kadar değersiz değil.

Highway to Hell : Freestyle

…(Hızlıca okunması editör tarafından tavsiye edilir..)

Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor. Görüyorum, duyuyorum, çatlamış dudağında ne bir ses ne bir nefes; işte şimdi ben yazıyorum.. 3 ay 4 gün oldu sonbahar geldi gelecek, Türkü dinleyerek bu ömür geçmeyecek. Farkındaysan sen de eğer daha çok şey var yapılacak. Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor, şimdi hemen gitme vakti, doğu bekler beni, aslında doğu ile batı değişir baktığın noktadan. En batıdan her şey doğu elbet, bilir misin güzelim en batı neresi?

Gün dönende dönence batı olur bir gün doğu, o zaman sorma sakın bana hemşerim memleket nire? Çünkü ben ki Sarı Çizmeli Mehmet Ağa hatırlasam da ödeyemem borçlarımı, o yüzden yardım etmiyor kara tahtaya yazmak onları, ve nereden geldiğime gelince konu, onu da sana sormalı sen daha iyi bilirsin benden onları.

Hey, Michel sözüm sana beni hatırlarsan ben aynı ben değilim, üzgünüm. Yapılacak bir şey yok bu konuda, istediğin gibi olamasam da gerekmez di mi unutman da. Rus bir sevgilim vardı gitti o da, hatırlarım yine ben seni arada. Unutmak mümkün olsa da ,seçecek değilim bu seçeneği. Senin beni hatırladığın gibi anlıyacağın, hatırlıyorum seni.

Şimdi her şey farklı etraftaki insanların hepsi gitti. Hayatımda olmadığım kadar özgür olsam yine ne fayda, hatırlıyorsam seni,

Bundan sonra yerli plaka patlar mı beni altımda Mustang, gidiyorum batı yakasına. Cali’den bakınca her yer doğu kıskanıyorsan doğru oku, ben gittim, yine geleceğim, okumak istersen hep burdayım. Kızmana gerek yok şaka yaptım, hayır henüz şöhret olmadım.

Erdem Tüfekçi şimdi işte öptü seni.

Gün dönende dönence batı olur bir gün doğu, o zaman sorma sakın bana hemşerim memleket nire? Çünkü ben ki Sarı Çizmeli Mehmet Ağa hatırlasam da ödeyemem borçlarımı, o yüzden yardım etmiyor kara tahtaya yazmak onları, ve nereden geldiğime gelince konu, onu da sana sormalı sen daha iyi bilirsin benden onları.
Hey, Michel sözüm sana beni hatırlarsan ben aynı ben değilim, üzgünüm. Yapılacak bir şey yok bu konuda, istediğin gibi olamasam da gerekmez di mi unutman da. Rus bir sevgilim vardı gitti o da, hatırlarım yine ben seni arada. Unutmak mümkün olsa da ,seçecek değilim bu seçeneği. Senin beni hatırladığın gibi anlıyacağın, hatırlıyorum seni.
Şimdi her şey farklı etraftaki insanların hepsi gitti. Hayatımda olmadığım kadar özgür olsam yine ne fayda, hatırlıyorsam seni,
Bundan sonra yerli plaka patlar mı beni altımda Mustang, gidiyorum batı yakasına. Cali’den bakınca her yer doğu kıskanıyorsan doğru oku, ben gittim, yine geleceğim, okumak istersen hep burdayım. Kızmana gerek yok şaka yaptım, hayır henüz şöhret olmadım.
Erdem Tüfekçi şimdi işte öptü seniUzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor. Görüyorum, duyuyorum, çatlamış dudağında ne bir ses ne bir nefes; işte şimdi ben yazıyorum.. 3 ay 4 gün oldu sonbahar geldi gelecek, Türkü dinleyerek bu ömür geçmeyecek. Farkındaysan sen de eğer daha çok şey var yapılacak. Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor, şimdi hemen gitme vakti, doğu bekler beni, aslında doğu ile batı değişir baktığın noktadan. En batıdan her şey doğu elbet, bilir misin güzelim en batı neresi?
Gün dönende dönence batı olur bir gün doğu, o zaman sorma sakın bana hemşerim memleket nire? Çünkü ben ki Sarı Çizmeli Mehmet Ağa hatırlasam da ödeyemem borçlarımı, o yüzden yardım etmiyor kara tahtaya yazmak onları, ve nereden geldiğime gelince konu, onu da sana sormalı sen daha iyi bilirsin benden onları.
Hey, Michel sözüm sana beni hatırlarsan ben aynı ben değilim, üzgünüm. Yapılacak bir şey yok bu konuda, istediğin gibi olamasam da gerekmez di mi unutman da. Rus bir sevgilim vardı gitti o da, hatırlarım yine ben seni arada. Unutmak mümkün olsa da ,seçecek değilim bu seçeneği. Senin beni hatırladığın gibi anlıyacağın, hatırlıyorum seni.
Şimdi her şey farklı etraftaki insanların hepsi gitti. Hayatımda olmadığım kadar özgür olsam yine ne fayda, hatırlıyorsam seni,
Bundan sonra yerli plaka patlar mı beni altımda Mustang, gidiyorum batı yakasına. Cali’den bakınca her yer doğu kıskanıyorsan doğru oku, ben gittim, yine geleceğim, okumak istersen hep burdayım. Kızmana gerek yok şaka yaptım, hayır henüz şöhret olmadım.
Erdem Tüfekçi şimdi işte öptü seni.

Highway to Hell : Bu işler

Bilmem ne kadar sürecek bu işler böyle

Bilmem daha ne kadar aynı hikaye

Kendini tekrar edecek.

Adam olmam için daha kaç şehir

Kaç ülke, kaç kadın gerekecek..

Gidişin sonu belli değilse eğer gitme derdi

Birisi ben küçükken.

Eskiden.

Sonunda bırakacak olsam bu işleri

Bu işler bırakır mı hiç beni?

Highway to Hell : Prologue

Sonunda olan oldu ve Amerika yollarina kendimizi attik.. Herkesin Amerika’ya ilk kez gidecegi gun kadar heyecanli oldugumu soyleyebilirim. Oncelikle yol maceramizi simdilik atlayarak ilk gunumuze gecmek istiyorum. Cunku ABD’ye work & travel ile gitmek isteyenler icin ilginc ve de ufuk acici olabilecegini dusunuyorum.

Havaalaninda bavullarimizi icleri kurcalanmis ve de oynanmis sekilde bulmamiz ile Amerika’ya adimimizi atmis olduk. Hemen bizi bir siraya soktular. Dedim tamam burasi Amerika. Hersey icin bir duzen bir sira var cunku. Bizim gibi Turkiye’de ‘bir sey sorup gidecegim’ demek yok. Sonuna kadar sirada beklemelisin. Neyse havaalaninda yaklasik bir saat pasaport ve diger islemler icin bekledikten sonra Amerika sokaklarina adimimizi attik. Bizi bekleyen sirket elemani direk hey yo diye muhabbete girdi. Kendilerinden daha sonra cok buyuk kaziklar yiyecegimiz bu kisa boylu, uzun sacli adam Kolombiya koylarindan kopup henuz iki hafta once ABD’ye ayak basmisti. Bizde daha sonralari Kolombiyalilar onlardan konustuklarimizi anlamasin diye onlara Corumlular diyecektik. Ki bu da ayri bir hikaye.

Bahsettikleri apartmanlardan birine yerlestirdiler. Ama ne yerlestirme! Size de soylerlerse sakin ha housing dalgasina kanmayin. Adam burada baskalari da yasiyor dedi fazla alismayin daha sonra baska yere gideceksiniz dedi. Tamam da adamlar gelince ne diyecegiz dedik.. Iste benim Miguel’in sizi buraya koydugunu soylersiniz dedi. Sonra da yarin cankurtaranlik testi icin gelecegini belirterek bana eyvallah dedi. Biz de bir heyecan, ev hosumuza gitmis, acep burada kizlar var midir diyerek hayaller icinde evin sahiplerini beklemeye basladik.

…(devam edecek)

On the Road Again

Yine düştük yollara, bu sefer mesafemiz biraz uzakça, tee büyük kıta Amerika. Bakalım ne kadar büyükmüş? Ekim 10′una kadar sizlere Abd’den sesleneceğim. Umarım yeni bir şeyler yazacak kadar ilginç hatıralar toplayabilirim.

Yolda bol bol içimi rahatlatan ve de yolda iyi giden şarkılar kulağımın zarına zarar veriyor olacak. Bunlar neler mi?

Bulutsuzluk özlemi – Yine düştük yollara :)

Anouk – Jerusalem

Rafet el Roman – Amerika

Marlyn Manson – I want to disappear

Powerman5000 – Drop the bombshell

AC/DC – Highway to hell

Mazhar Alanson – Jazz (New York sokaklarında)

ZZ Top – Tush

Mika – Love today

Red Hot Chili Peppers – Tell me baby

Rolling Stones – Stasfaction

Pamela Spence – Birşeyler yapmak lazım

ve liste böyle uzar gider…

Gördüğünüz gibi yolda ve özellikle ABD’ye giderken dinlenebilecek şeyler. Öyle özel bir şeyler yok.

En kısa sürede görüşmek üzere… Hayatta kalın.

Temel Saplantı

Karşımdasın, ne güzel.
O da karşımda, bedbaht hayat.
Sınırları zorluyorum, seninle.
Ya da artık sensiz,
Bilemiyorum.

Mecbur değildim sevmeye, bir o kadar sen de.
Lakin ben aldırmadım olayların gidişine.
Yürüdüm seninle, bilinmezlikler içimde.

Küçük kalacaktım, böylesi iyiydi.
Sen de anlayacaktın, bir adam yeterliydi.
Ama bir kadın asla yetmeyecek, dedi tanrı.
Aldatacaksın ilelebet, bunu ben koydum içinize.

Peki madem dedik, söyleneni yaptık.
Ayıp olacağını düşünmeden
Binlerce ev yıktık.

Şimdi bana tekrar sorabilirsin güzel kadın
O akşam sarhoşken sorduğun gibi
Ah şu zalim erkekler
Neden hiç sevmezler?

Anlamamıştım halbuki o gün neden
Sormuştun bana böyle bir soruyu
Hiç zalim olamamıştım ben.
Ama sen sarhoş, hafiften aramıştın ağzımı
Dilime dolandı benim de kaç gündür sahi,
Ah şu erkekler,
Neden hiç sevmezler?

Gidebilmek #2

Ah Amerikalılar, herşeyden korkuyorlar. Bir görsen sanırsın her gün Amerikan konsolosluğunu bombalamaya çalışıyoruz. Bugüne kadar en fazla üç beş kere çalışmışızdır halbuki. O kadar da olsun di mi? Bence olmasın, azıcık düzgün protesto edelim.

Amerikan konsolosluğuna vize görüşmesi için gittiğimizde İstanbul’da saat henüz sabahın dördüydü. Otobüs gece hızlı gelmiş olacak ki açık hiç bir yerin olmaması ile kendimizi dışarda bulduk. Yaklaşık yarım saat sonra konsolosluğun önündeki kafe sahibi kumral güzel sesli hanım kafeyi açmasaydı oracıkta Amerikaaa diyerek ölecektik, o kadar yorgundum. Çok şükür dünyanın en pahalı tostu ve çayı ünvanını bir kaç lira ile kaçıran menümüzü yedikten sonra bir bekleyiş sardı.

_ Olm soruları biliyorsun değil mi?

_ Ayıp ettin baktık ya işte sor istersen..

_ E tamam hadi bakalım, why do you want to go America?

_ Ne biliim ben, hoş olur diye düşündüm, Amerika falan ne zaman gideceğim bi daha?

_ Öyle değil ya, ingilizce diyeceksin işte tatil yapayım, no matter how much I earn. Para mevzusunu mutlaka söyle de sonra bu gitti mi gelmez buna vize vermeyim demesin.

_ Tamam bee…

Ne diyordum? Konsolosluk efendim, bir güvenlik var konsoloslukta kemerimi çıkarttım pantolonu soracak diye korktum, bir elim pantolonumda eşyalarımı geri versin nolur diye bekliyorum, gerçi saati, telefonu cart curtu aldılar vermediler ama kemeri aldım çok şükür. Gözünü seveyim Türkiye’nin ne işim var Amerika’da?

Ne işim var Amerika’da?

Bu soruyu kendime oryantasyon için gittiğimiz Konak Atatürk kültür merkezindeki Amerikalı kızları dinlerken sordum. Amerika’da ne yaparsan yap bir şekilde içeri atılma tehliken var. Bu korkunç bir şey. Ergenekon davasına da benzemiyor üstelik, ben alışmışım müzik dinlemeye. Sıkıyosa orda bir de aç sesini. Gevurun özgürlük dediği şey, sabit sistemli bir hayat tarzı. Haydi ben abartıyorum, bu anlatan kızlar ne anlatıyor peki? Onlar da istiyor ki biz oraya gittiğimizde gürültü etmeyelim, ona buna sarmayalım, eğlenmeyelim.

Yemezler efendim. Ben gittiğim yeri istediğim istediğim hale getiririm. Yok gerçekten, o kadar da değil. Eğlenmenin haddi var, heryerin kendine ait kuralları varsa biz de ona göre davranacağız. Nitekim gidip görmekte fayda vardır. Çok okuyan bilse de gezen de ondan aşağıda kalmaz demiş büyüklerimiz.

Velakin anlattıkları şeyler kızların ben de şöyle bir intiba uyandırdı. Amerika da dahil Avrupa’yı da göz önünde alırsak Türkiye’de isteyen herkese istediği kadar özgürlük var. Diğer ülkelerin bizden farkı hakları değil hukukları ve hukuklarına bağlılıkları.

Neyse, sevgiyle kalın.