Ben Yaptım Siz Yapmayın

Hayatı ertelemeyin. Hayat ertelenecek kadar değersiz değil.

Highway to Hell : Freestyle

…(Hızlıca okunması editör tarafından tavsiye edilir..)

Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor. Görüyorum, duyuyorum, çatlamış dudağında ne bir ses ne bir nefes; işte şimdi ben yazıyorum.. 3 ay 4 gün oldu sonbahar geldi gelecek, Türkü dinleyerek bu ömür geçmeyecek. Farkındaysan sen de eğer daha çok şey var yapılacak. Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor, şimdi hemen gitme vakti, doğu bekler beni, aslında doğu ile batı değişir baktığın noktadan. En batıdan her şey doğu elbet, bilir misin güzelim en batı neresi?

Gün dönende dönence batı olur bir gün doğu, o zaman sorma sakın bana hemşerim memleket nire? Çünkü ben ki Sarı Çizmeli Mehmet Ağa hatırlasam da ödeyemem borçlarımı, o yüzden yardım etmiyor kara tahtaya yazmak onları, ve nereden geldiğime gelince konu, onu da sana sormalı sen daha iyi bilirsin benden onları.

Hey, Michel sözüm sana beni hatırlarsan ben aynı ben değilim, üzgünüm. Yapılacak bir şey yok bu konuda, istediğin gibi olamasam da gerekmez di mi unutman da. Rus bir sevgilim vardı gitti o da, hatırlarım yine ben seni arada. Unutmak mümkün olsa da ,seçecek değilim bu seçeneği. Senin beni hatırladığın gibi anlıyacağın, hatırlıyorum seni.

Şimdi her şey farklı etraftaki insanların hepsi gitti. Hayatımda olmadığım kadar özgür olsam yine ne fayda, hatırlıyorsam seni,

Bundan sonra yerli plaka patlar mı beni altımda Mustang, gidiyorum batı yakasına. Cali’den bakınca her yer doğu kıskanıyorsan doğru oku, ben gittim, yine geleceğim, okumak istersen hep burdayım. Kızmana gerek yok şaka yaptım, hayır henüz şöhret olmadım.

Erdem Tüfekçi şimdi işte öptü seni.

Gün dönende dönence batı olur bir gün doğu, o zaman sorma sakın bana hemşerim memleket nire? Çünkü ben ki Sarı Çizmeli Mehmet Ağa hatırlasam da ödeyemem borçlarımı, o yüzden yardım etmiyor kara tahtaya yazmak onları, ve nereden geldiğime gelince konu, onu da sana sormalı sen daha iyi bilirsin benden onları.
Hey, Michel sözüm sana beni hatırlarsan ben aynı ben değilim, üzgünüm. Yapılacak bir şey yok bu konuda, istediğin gibi olamasam da gerekmez di mi unutman da. Rus bir sevgilim vardı gitti o da, hatırlarım yine ben seni arada. Unutmak mümkün olsa da ,seçecek değilim bu seçeneği. Senin beni hatırladığın gibi anlıyacağın, hatırlıyorum seni.
Şimdi her şey farklı etraftaki insanların hepsi gitti. Hayatımda olmadığım kadar özgür olsam yine ne fayda, hatırlıyorsam seni,
Bundan sonra yerli plaka patlar mı beni altımda Mustang, gidiyorum batı yakasına. Cali’den bakınca her yer doğu kıskanıyorsan doğru oku, ben gittim, yine geleceğim, okumak istersen hep burdayım. Kızmana gerek yok şaka yaptım, hayır henüz şöhret olmadım.
Erdem Tüfekçi şimdi işte öptü seniUzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor. Görüyorum, duyuyorum, çatlamış dudağında ne bir ses ne bir nefes; işte şimdi ben yazıyorum.. 3 ay 4 gün oldu sonbahar geldi gelecek, Türkü dinleyerek bu ömür geçmeyecek. Farkındaysan sen de eğer daha çok şey var yapılacak. Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor, şimdi hemen gitme vakti, doğu bekler beni, aslında doğu ile batı değişir baktığın noktadan. En batıdan her şey doğu elbet, bilir misin güzelim en batı neresi?
Gün dönende dönence batı olur bir gün doğu, o zaman sorma sakın bana hemşerim memleket nire? Çünkü ben ki Sarı Çizmeli Mehmet Ağa hatırlasam da ödeyemem borçlarımı, o yüzden yardım etmiyor kara tahtaya yazmak onları, ve nereden geldiğime gelince konu, onu da sana sormalı sen daha iyi bilirsin benden onları.
Hey, Michel sözüm sana beni hatırlarsan ben aynı ben değilim, üzgünüm. Yapılacak bir şey yok bu konuda, istediğin gibi olamasam da gerekmez di mi unutman da. Rus bir sevgilim vardı gitti o da, hatırlarım yine ben seni arada. Unutmak mümkün olsa da ,seçecek değilim bu seçeneği. Senin beni hatırladığın gibi anlıyacağın, hatırlıyorum seni.
Şimdi her şey farklı etraftaki insanların hepsi gitti. Hayatımda olmadığım kadar özgür olsam yine ne fayda, hatırlıyorsam seni,
Bundan sonra yerli plaka patlar mı beni altımda Mustang, gidiyorum batı yakasına. Cali’den bakınca her yer doğu kıskanıyorsan doğru oku, ben gittim, yine geleceğim, okumak istersen hep burdayım. Kızmana gerek yok şaka yaptım, hayır henüz şöhret olmadım.
Erdem Tüfekçi şimdi işte öptü seni.

Highway to Hell : Bu işler

Bilmem ne kadar sürecek bu işler böyle

Bilmem daha ne kadar aynı hikaye

Kendini tekrar edecek.

Adam olmam için daha kaç şehir

Kaç ülke, kaç kadın gerekecek..

Gidişin sonu belli değilse eğer gitme derdi

Birisi ben küçükken.

Eskiden.

Sonunda bırakacak olsam bu işleri

Bu işler bırakır mı hiç beni?

Highway to Hell : Prologue

Sonunda olan oldu ve Amerika yollarina kendimizi attik.. Herkesin Amerika’ya ilk kez gidecegi gun kadar heyecanli oldugumu soyleyebilirim. Oncelikle yol maceramizi simdilik atlayarak ilk gunumuze gecmek istiyorum. Cunku ABD’ye work & travel ile gitmek isteyenler icin ilginc ve de ufuk acici olabilecegini dusunuyorum.

Havaalaninda bavullarimizi icleri kurcalanmis ve de oynanmis sekilde bulmamiz ile Amerika’ya adimimizi atmis olduk. Hemen bizi bir siraya soktular. Dedim tamam burasi Amerika. Hersey icin bir duzen bir sira var cunku. Bizim gibi Turkiye’de ‘bir sey sorup gidecegim’ demek yok. Sonuna kadar sirada beklemelisin. Neyse havaalaninda yaklasik bir saat pasaport ve diger islemler icin bekledikten sonra Amerika sokaklarina adimimizi attik. Bizi bekleyen sirket elemani direk hey yo diye muhabbete girdi. Kendilerinden daha sonra cok buyuk kaziklar yiyecegimiz bu kisa boylu, uzun sacli adam Kolombiya koylarindan kopup henuz iki hafta once ABD’ye ayak basmisti. Bizde daha sonralari Kolombiyalilar onlardan konustuklarimizi anlamasin diye onlara Corumlular diyecektik. Ki bu da ayri bir hikaye.

Bahsettikleri apartmanlardan birine yerlestirdiler. Ama ne yerlestirme! Size de soylerlerse sakin ha housing dalgasina kanmayin. Adam burada baskalari da yasiyor dedi fazla alismayin daha sonra baska yere gideceksiniz dedi. Tamam da adamlar gelince ne diyecegiz dedik.. Iste benim Miguel’in sizi buraya koydugunu soylersiniz dedi. Sonra da yarin cankurtaranlik testi icin gelecegini belirterek bana eyvallah dedi. Biz de bir heyecan, ev hosumuza gitmis, acep burada kizlar var midir diyerek hayaller icinde evin sahiplerini beklemeye basladik.

…(devam edecek)

On the Road Again

Yine düştük yollara, bu sefer mesafemiz biraz uzakça, tee büyük kıta Amerika. Bakalım ne kadar büyükmüş? Ekim 10′una kadar sizlere Abd’den sesleneceğim. Umarım yeni bir şeyler yazacak kadar ilginç hatıralar toplayabilirim.

Yolda bol bol içimi rahatlatan ve de yolda iyi giden şarkılar kulağımın zarına zarar veriyor olacak. Bunlar neler mi?

Bulutsuzluk özlemi – Yine düştük yollara :)

Anouk – Jerusalem

Rafet el Roman – Amerika

Marlyn Manson – I want to disappear

Powerman5000 – Drop the bombshell

AC/DC – Highway to hell

Mazhar Alanson – Jazz (New York sokaklarında)

ZZ Top – Tush

Mika – Love today

Red Hot Chili Peppers – Tell me baby

Rolling Stones – Stasfaction

Pamela Spence – Birşeyler yapmak lazım

ve liste böyle uzar gider…

Gördüğünüz gibi yolda ve özellikle ABD’ye giderken dinlenebilecek şeyler. Öyle özel bir şeyler yok.

En kısa sürede görüşmek üzere… Hayatta kalın.

Temel Saplantı

Karşımdasın, ne güzel.
O da karşımda, bedbaht hayat.
Sınırları zorluyorum, seninle.
Ya da artık sensiz,
Bilemiyorum.

Mecbur değildim sevmeye, bir o kadar sen de.
Lakin ben aldırmadım olayların gidişine.
Yürüdüm seninle, bilinmezlikler içimde.

Küçük kalacaktım, böylesi iyiydi.
Sen de anlayacaktın, bir adam yeterliydi.
Ama bir kadın asla yetmeyecek, dedi tanrı.
Aldatacaksın ilelebet, bunu ben koydum içinize.

Peki madem dedik, söyleneni yaptık.
Ayıp olacağını düşünmeden
Binlerce ev yıktık.

Şimdi bana tekrar sorabilirsin güzel kadın
O akşam sarhoşken sorduğun gibi
Ah şu zalim erkekler
Neden hiç sevmezler?

Anlamamıştım halbuki o gün neden
Sormuştun bana böyle bir soruyu
Hiç zalim olamamıştım ben.
Ama sen sarhoş, hafiften aramıştın ağzımı
Dilime dolandı benim de kaç gündür sahi,
Ah şu erkekler,
Neden hiç sevmezler?

Gidebilmek #2

Ah Amerikalılar, herşeyden korkuyorlar. Bir görsen sanırsın her gün Amerikan konsolosluğunu bombalamaya çalışıyoruz. Bugüne kadar en fazla üç beş kere çalışmışızdır halbuki. O kadar da olsun di mi? Bence olmasın, azıcık düzgün protesto edelim.

Amerikan konsolosluğuna vize görüşmesi için gittiğimizde İstanbul’da saat henüz sabahın dördüydü. Otobüs gece hızlı gelmiş olacak ki açık hiç bir yerin olmaması ile kendimizi dışarda bulduk. Yaklaşık yarım saat sonra konsolosluğun önündeki kafe sahibi kumral güzel sesli hanım kafeyi açmasaydı oracıkta Amerikaaa diyerek ölecektik, o kadar yorgundum. Çok şükür dünyanın en pahalı tostu ve çayı ünvanını bir kaç lira ile kaçıran menümüzü yedikten sonra bir bekleyiş sardı.

_ Olm soruları biliyorsun değil mi?

_ Ayıp ettin baktık ya işte sor istersen..

_ E tamam hadi bakalım, why do you want to go America?

_ Ne biliim ben, hoş olur diye düşündüm, Amerika falan ne zaman gideceğim bi daha?

_ Öyle değil ya, ingilizce diyeceksin işte tatil yapayım, no matter how much I earn. Para mevzusunu mutlaka söyle de sonra bu gitti mi gelmez buna vize vermeyim demesin.

_ Tamam bee…

Ne diyordum? Konsolosluk efendim, bir güvenlik var konsoloslukta kemerimi çıkarttım pantolonu soracak diye korktum, bir elim pantolonumda eşyalarımı geri versin nolur diye bekliyorum, gerçi saati, telefonu cart curtu aldılar vermediler ama kemeri aldım çok şükür. Gözünü seveyim Türkiye’nin ne işim var Amerika’da?

Ne işim var Amerika’da?

Bu soruyu kendime oryantasyon için gittiğimiz Konak Atatürk kültür merkezindeki Amerikalı kızları dinlerken sordum. Amerika’da ne yaparsan yap bir şekilde içeri atılma tehliken var. Bu korkunç bir şey. Ergenekon davasına da benzemiyor üstelik, ben alışmışım müzik dinlemeye. Sıkıyosa orda bir de aç sesini. Gevurun özgürlük dediği şey, sabit sistemli bir hayat tarzı. Haydi ben abartıyorum, bu anlatan kızlar ne anlatıyor peki? Onlar da istiyor ki biz oraya gittiğimizde gürültü etmeyelim, ona buna sarmayalım, eğlenmeyelim.

Yemezler efendim. Ben gittiğim yeri istediğim istediğim hale getiririm. Yok gerçekten, o kadar da değil. Eğlenmenin haddi var, heryerin kendine ait kuralları varsa biz de ona göre davranacağız. Nitekim gidip görmekte fayda vardır. Çok okuyan bilse de gezen de ondan aşağıda kalmaz demiş büyüklerimiz.

Velakin anlattıkları şeyler kızların ben de şöyle bir intiba uyandırdı. Amerika da dahil Avrupa’yı da göz önünde alırsak Türkiye’de isteyen herkese istediği kadar özgürlük var. Diğer ülkelerin bizden farkı hakları değil hukukları ve hukuklarına bağlılıkları.

Neyse, sevgiyle kalın.

Topun Önemi

Fasulyeden maça girersin ya bazen. Mahalledeki her çocuk bilir sen girdiğinde hiç bir şey değişmeyecek. İşte hayatı da böyle yaşayanlar var. Giriş çıkışlarından hiç etkilenmiyoruz. Kendi hayatlarımıza girseler bile. Bazen de fasulyeden çocuğa acıma iç güdüsü ile pas atılır oynamasına izin verilir. Çocuk sevinir topla koşar falan yüzü güler. Sonra tam topu aldığı gibi vermesi gereken yerde mutlaka bir hata yapar topu kaybeder. Yaşamayı bilmeyen ya da beceremeyen insanlar da bu mahalle çocukları gibidir. Fasulyeden işte.

Bir başkası için çok basit olan bir şey onlar için imkansıza yakındır, kimi zaman imkansızdır. O anda topu kaybetmek çoğu kişi için önemsiz olabilir. Kimileri bilir ki kaybedilen top rakiptedir ve yeterince baskı yaparsa topu çalabilir. Lakin benim gibi oyuncular hep bir başkasının topu kapmasını bekler sonra topu ayağına bekler. Böyle oyuncular genelde her takımda oynayamaz. Onlar daha çok halı saha ya da tek kale adamıdır. Zaten futbolda da başka bir yerde de önemli olan topa sahip olduğun anlar değil, topsuz neler yapabildiğindir. Bir erkek için de en önemli şeyler toplarıdır. Ancak bu başka bir konu.

Sanıyor musun topsuz kaldığında kendi kendine idare edebiliyor olman yeterlidir. Asla. Çünkü etrafındaki herkes, örneğin mahalledeki diğer çocukları ele alalım, senin topla neler yapabileceğini görmek ister. Annen baban topla koşabildiğini görme özlemi içinde seni hazırlar. Aksi takdirde görevleri zaten başarılı olmadığı için eksiklik hissederler. Bazen sen onlardan daha hızlı koşarsan -ki bunu genelde isteseler de olduğu anda belli belirsiz bir sıkıntı oluşur- onları geride bırakman gerekir. Bu da senin kaleye doğru koşarken yalnız kalman demektir. Ki futbol kollektif takım çalışması gerektiren, çaba isteyen bir oyundur. Hayat da aksi değildir.

Ancak her spor branşında olduğu gibi, kimileri var ki onlar, tek başlarına gol atabilmeyi çözmüş tuhaf varlıklardır. Bizler onları seyretmekten keyif duyarız. Zaten kendi kendimize bir bok yiyemediğimiz için genelde onları izleyerek sevinir, üzülür, sinirlenir duygularımızı çalıştırarak pratik yapma imkanı buluruz. Bir gün onlardan biri ile tanışırsak çok mutlu oluruz mesela, ne alaka ise?

Annem mesela der, sanki senin cebine giriyor onun kazandığı paralar. Babam der aslan oğlum kiminle tanışmış, kuzenim var o da vay şerefsiz nasıl yaptın anlat bakalım, gibilerinden. Senin annen başka tepki verebilir tabi, benimki böyle bile demeyebilir. Ama hayat işte gelip geçer bir topun etrafında koşturarak istersen. Ya da bir köşede gelmesini bekleyerek.

Günaydın

Bir insanın içinde bulunduğu günde başına güzel şeyler gelebileceğini bilmesi kadar hiç bir şey onu mutlu edemez. Evet, bu cümleyi de kuran kişi benim. Önemli olan diyerek devam edeyim, sizin günü nasıl algıladığınız. Benim için bu çok zor diyorsan bir de beni dinle.

Sabahın yedisinde burda bunları yazdığım yetmiyormuş gibi bir sürü iş de beni beklemekte. Birazdan kahve eşliğinde yazdığım yazı kahvemin bitmesi ile son bulduğunda, ben de bankaya doğru yol alacağım. Sabahın yedisinde ne bankası? Kredi kartları borçları. Evet borcum borç, o kadar da dedim elime toplu para geçince ödeyeceğim diye ama dinlemediler, yarın getiriyorsun o parayı diye aradılar bir de. Neyse, keşke sabaha koşusunu bugün kaçırmasaydım. Artık spor salonunda koşarım ben de n’apalım.

Ondan sonra her ayın sevgilisi muhteşem şişkin faturalarımız bizi ödenmek için bekliyorlar. Kendilerine teşekkürler ediyoruz, bizi yalnız bırakmıyorlar. Bir zamanlar en nefret ettiğim şeyler diye bir liste yapmıştım, listenin başında boşu boşuna beklemek ve amaçsızca ayakta dikilmek vardı. Fatura öderken de bu iki madde iç içe giriyor. Bu kesinlikle benim kabusum.. Ama Allah’tan hiç kuyruk nedir bilmeyen, bom boş bir fatura ödeme noktası buldum. İki dakika içinde tüm faturalarımı ödeyebiliyorum. Bir de anneme kredi kartı çıkardık, ona da otomatik ödeme vereceğim, faturalardan kurtuluyorum yaşasın.

Bunlar tabi henüz saat oniki olmadan bitecek şeyler, ondan sonra spor yapmaya çıkacağım, kendimi de hiç iyi hissetmiyorum ne yapsam? Şurdan bir yerden Rage against the machine falan bir şeyler bulup dinlersem gereken enerjiyi sağlarım sanırım. O hell yeaah… Cidden müziğin ruha inanılmaz bir etkisi var. Sanki bilmiyorsunuz da ilk ben söylüyorum sanıyorum ben de ama işin aslı öyle değil. Bilimsel olarak da kanıtlanmıştır ki güne başlarken ne dinlersen bilinçaltında uyanan o duygular ile günü o şekilde geçirmeniz olası. Benden söylemesi. Sonra neden bütün gün terkedilmiş gibi hissediyorum diye bana gelmeyin. Enerjik şeyler dinleyin enerjik olun, adamı da hasta etmeyin.

Neyse, (neyse?) Spordan sonra halim kalır mı bilmiyorum, ama kalması lazım. Okula gideceğim. Küçük parktan kavşağa yürümesi bile neredeyse yirmi dakika sürüyor, spor yapmadan bile yürümeyi göze alabileceğiniz bir mesafe değil yani. Lakin benim spor yaptıktan sonra yürümem gerekiyor. Allah’tan diyorum, çıkışta taze portakal suyu beni bekliyor yoksa nasıl yürürüm? Portakal suyu bütün gün için gereken enerjiyi size sağlayan bir içecek. Redbull’un aksine tamamen doğal oluşu da tüm yan etkileri sıfırlıyor. Tavsiye ederim.

Okula gidişin en güzel tarafı otostopta beklemek tabi ki. Normalde beklemekten nefret eden ben şu otostop geyiklerine beş sene oldu doyamamdım. Zaten geyik yapmazsan o gün nasıl geçer ki? Olumlu bakış açısı buradan kastım elbette Polyannacılık oynamak değil ama en azından hayatın en basitinden en kapsamlı zorluk derecelerine kadar olan tüm alanlarında (haydi bakalım anla şimdi bu cümleyi), hayatın kendisiyle tiye geçebilmektir. (ti’ye? valla nasıl yazılıyor bilmiyorum) Tiden geçip U’ya ulaşabilmektir hatta. (I ıh hiç yakışmadı.)

Çok mutluyuz, enerjikiz, acayip havamızdayız şimdi ne yapacağız, deli gibi oradan oraya koşturacak mıyız? Hayır, kendinizi hırpalamayın, yapabileceğiniz kadarını yapın, geri kalanı ertesi güne bırakın. Mesela ben şimdi okuldan dönünce küçük parkta bir çay içeceğim, arkadaşımla dedikodu yapacağım sonra da artık saat kaç olur bilemem eve döndüm mü de bir tarafımı devirip yatacağım. Yatmadan önce de dişlerimi fırçalayacağım. Bu gün de herşeyi bildim diye mutlu uyuyacağım.

Hayatta kalın. Öptüm.

Ortada Aşk Var, Yandan Geç Albümü

Önsöz : Yazar yitirdiği kayıp yılların aslında yitirilmediğini, hayatın her anında bir başka şeyin saklanabildiğini farkettiğinde, hüzün dolu sözlerin ne kadar da boş lafa dönüşebileceğini görür. Böylece bir kaç şiir yazayım der. (Heh) Bu olaydan muktedir kendi başına oturur ve kaybedilmiş bir aşk yaratır. Ortada aşk var yandan geç albümü bir aşığın kendi aşkına ne kadar uzak oluşunu ve bakış açılarının ne kadar fark yaratabileceğini göstermek adına klişe sözler ve insanın kendisine tersten bakış açısını konu alır. Veya almaya çalışsa da beceremeyebilir. Bu konuda şair ser verse sır vermez bir tutum sergilemektedir. Tek söylediği, şair bu şiirinde bir aşktan bahsediyor da hangi aşk anlayamadımdır.

19 Mayıs’ın 2009′u

Kafamda kelimeler var sevgilim
Uzun uzun kelimeler bunlar, söylemesi zor.
Çok tuhaf işler yaptım, yapmaktayım
Anla beni sevgilim, kafamda kelimeler
Yavaş yavaş dolanmaktalar.

Uzun ince bir yol sevgilim, anlatsam sıkılırsın.,
Boy versem veremem derin mi derin
Çok tuhaf kelimeler var kafamın içinde
Bu gördüğün adam, bu gün o adam değil sevgilim.

Ben bu gün olduğumdan daha genç,
Ben bu gün olduğumdan daha olgun
Olabildim mi bilmiyorum ama
Kafamda uzun uzun kelimeler var
Cumhuriyet gibi, demokrasi gibi sevgilim.

____________________

Bizim Kız
Kız kulesi almış başını kaçmış
Bu dediğime bir martılar kanmış.
Görünce butikte sarışın kızı
Delikanlı ilk görüşte aşk sanmış.

Yer yarılmış da içine mi kaçmış?
Alev alev gözleri ateş saçmış.
O kız oralarda dolanadursun,
Bizi kızı burada kimler kapmış?

Kamuran paralı kocaya varmış,
Bitli Hacer çulsuz Mahmut’a kalmış
Erdem bu işe kafa yoradursun
Bizim kızı burada kimler kapmış?

______________

Dımdızlak

Sağdan soldan arak değil
Bizzat kendim uydurdum
Son üç gündür o kaldırımlarda
Ben de uyudum.

Oysa yatakta yatmak daha keyifli
Bırakamıyor insan hemen
Güzel olunca sevgili.

Ama n’apsın batınca bir kez rahat
Dar geliyor çift kişilik yatak
Kalınca da böyle dımdızlak
Özleniyormuş giden sevgili.

_________________

Yerin Dili

Yerin dili olsa da anlatsa
Nerelerde gezip tozuyorsun şimdi
Hangi yakışıklı çocuklarla?
Eminim sen de güzel
Kuyruk sallıyorsundur onlara.

Ah şu yerin kulağı olsa
İşitse bir seni
Anlatsa karşıma geçip
Dese vardır onun bir bildiği

Yerin diline laf edicem şimdi
Sonunda o da olacak yani
Ben de inat ettim artık
Sevmiyorum seni.

- Erdem Tüfekçi